nazim hikmet ran | izmirsozluk

nazim hikmet ran

/ 3  

baslik icinde ara
bunlar da var
. nazim hikmet
. otanazi
. nazilli

  1. dünyaca ünlü vatan şairimiz.eserleri yıllar sonra bile dillerdedir.
    (»bkz: mavi gözlü dev)
    [beatles | 2/12/2006 15:42 ]
  2. hayatın,sevdanın ve kavganın şairi.her ne kadar anadolu'da bir köy mezarlığına gömülememiş olsa da,bıraktığı her şiir memleketinin güzel birer çınarıdır.
    bu da kendisinin güzel şiirlerinden sadece bir tanesi:

    davet

    dörtnala gelip uzak asya'dan
    akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
    bu memleket bizim.

    bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
    ve ipek bir halıya benziyen toprak,
    bu cehennem, bu cennet bizim.

    kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
    yok edin insanın insana kulluğunu,
    bu davet bizim...

    yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
    ve bir orman gibi kardeşçesine,
    bu hasret bizim...

    [romantik | 3/12/2006 02:24 ]
  3. gelmiş geçmiş en iyi türk şairi.
    döneminde vatan haini ilan edilmesi karsın şimdilerde kahraman ilan edilmektedir.
    böyle ünlü bir ustadı anlayamamak ya da vatan hainliği ile suclamak bazı baskıcı kesimlerin ve basiretsiz yönetimlerin kabahatidir.

    [nasreddinhoca | 3/12/2006 02:44 ]
  4. herkes gibisin

    gönlümle baş başa düşündüm demin;
    artık bir sihirsiz nefes gibisin.
    Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
    akisleri sönen bir ses gibisin.

    mâziye karışıp sevda yeminim,
    bir anda unuttum seni, eminim
    kalbimde kalbine yok bile kinim
    bence artık sen de herkes gibisin.


    cem karaca nefis bestelemiş ve iyice bileyleyip söylemiştir ayrıca.ikisi de huzur içinde yatsın.
    [dp | 15/12/2006 06:08 ]
  5. nazım hikmet ran 'ın biyografisi

    15 ocak 1902'de selanik'te doğdu. heybeliada bahriye mektebi'ni bitirdi. hamidiye kruvazörü'nde güverte subayı iken, sağlık nedeniyle askerlikten ayrıldı, bu arada ilk şiirlerini yayımladı.

    1921 başlarında kurtuluş savaşı'na katılmak için anadolu'ya geçti, bolu'da öğretmen olarak görevlendirildi.

    daha sonra batum üzerinden moskova'ya giderek doğu emekçileri komünist üniversitesi'ne (kutv) yazıldı. burada siyasal bilimler ve iktisat okudu.
    1924'te yurda döndü. aydınlık gazetesinde yayınlanan yazı ve şiirleri yüzünden on beş yıl hapsi istenince yeniden sovyetler birliği'ne gitti.

    1928 af kanunu'ndan yararlanıp tekrar yurda döndü. resimli ay dergisinde çalışmaya başladı.

    1932'de yeniden dört yıl hapse mahkûm olduysa da, bu kez onuncu yıl affı'ndan yararlandı. gazetecilik yaptı, film stüdyolarında çalıştı.

    1938'de orduyu ve donanmayı isyana teşvik ettiği iddiasıyla 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. çankırı ve bursa cezaevlerinde yattı. 1950'de özgürlüğüne kavuştuysa da sürekli olarak izlenmekten kurtulamadı; kitaplarını yayınlatma, oyunlarını oynatma olanağı bulamadı. askere alınması kararlaştırılınca romanya üzerinden tekrar moskova'ya gitti.

    1951'de t.c. yurttaşlığından çıkarıldı.

    3 haziran 1963'te bir kalp krizi sonucu yaşama veda etti. moskova'da novodeviçye mezarlığı'nda toprağa verildi.
    [sempase | 15/12/2006 20:10 ~ ]
  6. insanı derinden etkileyen şiirlerin şairi. değeri bazı kitlelerce anlaşılmamış insan. saygıyla eğilmek gerek
    [dosn | 17/12/2006 01:36 ]
  7. [64r1sh | 17/12/2006 01:38 ]
  8. seni düşünmek güzel şey,
    ümitli şey....
    dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
    fakat artık ümit yetmiyor bana,
    ben artık şarkı dinlemek değil
    şarkı söylemek istiyorum....
    [safi naz | 17/12/2006 01:51 ]
  9. hala değeri bilinmeyen büyük şairimiz

    vatan haini

    "nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
    amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi hikmet.
    nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
    bir ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
    bir ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında amiral vilyamson'un
    66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, amerikan amirali
    amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
    "amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi hikmet
    nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

    evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
    hainiyim, ben vatan hainiyim.
    vatan çiftliklerinizse,
    kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
    vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
    vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
    fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
    vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
    vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
    ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
    vatan, amerikan üsleri, amerikan bombası, amerikan donanması topuysa,
    vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
    ben vatan hainiyim.
    yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
    nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

    28.7.1962
    [out of nothing | 24/1/2007 00:23 ]


  10. nazım hikmet'in bursa cezaevi'nde tutsaklık günleri. koğuş arkadaşlarını okumaya yazmaya yönlendiren nazım, aynı zamanda cezaevi yönetimine de yardım etmektedir.
    cezaevi denetimine adalet bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:
    "nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?" der.
    nazım'ı odaya getirirler. müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve:
    "demek nazım sizsiniz." der. nazım'a oturması için yer göstermez. kısa bir konuşma sonrası, "gidebilirsiniz." der.
    nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:
    "ömer hayyam adınıduydunuz mu?" diye sorar.
    müfettiş hemen atılır:
    "kim duymaz hayyam'ı."
    nazım:
    "hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi?" diye sorar. müfettiş şaşırır.
    nazım konuşmasını sürdürür,
    "görüyorsunuz sanatcıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin adalet bakanı'nı ve sizi kimse anımsamayacak." der çıkar.
    müfettiş yaptığı yanlışı anlar, nazım'ı geri çağırır ama nazım koğuşunun yolunu tutmuştur.

    sahi, o dönemin adalet bakanı kimdi?


    [masters | 29/1/2007 17:34 ]
  11. [dolores | 30/1/2007 12:47 ]
  12. bu ülkenin şairi değildi, iyi ki de değildi.
    ama anadolu halkının, bu toprakların şairiydi.
    [yasakani | 3/2/2007 23:46 ]
  13. yaşamının büyük bir bölümünü rusyada geçirmiş olan türk edebiyatının en büyük yazarlarından olan yazar,yazdığı şiirleri nedeniyle aldığı cezalardan dolayı rusyaya gömülmüştür.
    [koyun | 15/2/2007 21:19 ~ 15/02/2007 21:20]
  14. bölücü olduğu söylenilse de şiirleriyle insanlar arasında bütünlüğü sağlayan şairlerdendir.
    [lombrosso | 19/2/2007 22:07 ]
  15. kimi solcu geçinen 10 watt'lık aydınların, sanki kankasıymış gibi "nazım" olarak hitab ettiği büyük şair. bir kare bulmaca cevabı olarak; nazım hikmet ran
    [kashmir | 19/2/2007 22:09 ~ 19/02/2007 22:10]
  16. [melengich | 28/2/2007 17:58 ]
  17. türk edebiyatında kuvayi milliye destanı gibi bir eseri yazan büyük yurtsever...
    ne büyük aşkı vera'ya ne de büyük aşkı türkiye'sine kavuşamadan ölmüş ve halâ daha ''anadolu'da bir köy mezarına''gömülemediği için üşüdüğünü düşündüğüm insan...
    kurtuluş savaşını ondan ve mehmet akif'ten güzel kimse anlatmamıştı....

    kuvayi milliye destanını alın ve okuyun sonra bir daha okuyun sonra bir daha........

    dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
    ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
    şayak kalpaklı adam
    nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    güzel, rahat günlere inanıyordu
    ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
    birdenbire beş adım sağında onu gördü.
    paşalar onun arkasındaydılar.
    o, saati sordu.
    paşalar : "üç" dediler.
    sarışın bir kurda benziyordu.
    ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
    yürüdü uçurumun başına kadar,
    eğildi, durdu.
    bıraksalar
    ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
    ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
    kocatepe'den afyon ovası'na atlıyacaktı...

    [kwan | 28/2/2007 18:16 ~ 28/02/2007 18:29]
  18. bugün vizyona giren mavi gözlü dev filmiyle hayatının anlatıldığı;bir tabuymuşçasına bu zamana kadar hakkında az konuşulan şair.
    [sidereal | 10/3/2007 00:23 ]
  19. bugun pazar
    bugun beni ilk defa güneşe çıkardılar
    ve ben ömrümde ilk defa
    gökyüzünün benden bu kadar uzak
    bu kadar mavi
    bu kadar geniş olduguna şaşarak
    kımıldamadan durdum
    sonra saygı ile topraga oturdum
    bu anda ne düşmek kavgalara
    ne hürriyet,ne karım
    toprak,güneş ve ben
    bahtiyarım..
    [corpse bride | 10/3/2007 00:29 ]
  20. "vatan haini" diye tabir edilen*,fakat herkesten fazla vatan sever şairimiz.her türk gencinin şiirlerinde kendini bulabileceği şair.. ve memleketimden insan manzaraları adlı şiir kitabı oldukça güzeldir.komunist ve aşkın şairi diyede tabir edilmekte.. saygıyla anıyoruz.
    [soulmates | 10/3/2007 14:38 ]
  21. otobiyografi

    1902'de doğdum
    doğduğum şehre dönmedim bir daha
    geriye dönmeyi sevmem
    üç yaşımda halep'te paşa torunluğu ettim
    on dokuzumda moskova'da komünist üniversite öğrenciliği
    kırk dokuzumda yine moskova'da tseka-parti konukluğu
    ve on dördümden beri şairlik ederim

    kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
    ben ayrılıkların
    kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
    ben hasretlerin

    hapislerde de yattım büyük otellerde de
    açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir

    otuzumda asılmamı istediler
    kırk sekizimde barış madalyasının bana verilmesini
    verdiler de
    otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
    elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum pırağ'dan havana'ya

    lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'de
    961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır

    partimden koparmağa yeltendiler beni
    sökmedi
    yıkılan putların altında da ezilmedim

    951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
    52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü

    sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
    şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
    aldattım kadınlarımı
    konuşmadım arkasından dostlarımın

    içtim ama akşamcı olmadım
    hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana

    başkasının hesabına utandım yalan söyledim
    yalan söyledim başkasını üzmemek için
    ama durup dururken de yalan söyledim

    bindim tirene uçağa otomobile
    çoğunluk binemiyor
    operaya gittim
    çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
    çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
    camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
    ama kahve falıma baktırdığım oldu

    yazılarım otuz kırk dilde basılır
    türkiye'mde türkçemle yasak

    kansere yakalanmadım daha
    yakalanmam da şart değil
    başbakan filân olacağım yok
    meraklısı da değilim bu işin
    bir de harbe girmedim
    sığınaklara da inmedim gece yarıları
    yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
    ama sevdalandım altmışıma yakın
    sözün kısası yoldaşlar
    bugün berlin'de kederden gebermekte olsam da
    insanca yaşadım diyebilirim
    ve daha ne kadar yaşarım
    başımdan neler geçer daha
    kim bilir...
    [ardeletsi | 25/3/2007 05:11 ]
  22. ben, bir insan,
    ben, türk şairi komünist nâzım hikmet ben,
    tepeden tırnağa iman,
    tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret ben...
    [penguen | 26/3/2007 17:24 ]
  23. "türkiye'ye fazla kişiler" diye bir grup yaparsak ön saflarda yer tutan birisi.
    (»bkz: aziz nesin)
    (»bkz: yılmaz güney)
    (»bkz: uğur mumcu)
    (»bkz: deniz gezmiş)
    (»bkz: ahmet kaya)
    böyle uzar bu...
    [zizou | 1/4/2007 00:32 ~ 01/04/2007 1:34]
  24. "bana mutlulugun resmini cizebilir misin abidin*?" sozunun sahibi,bizim buralarda ise futurizimden en cok etkilenmis saircik..
    [mosyo coupeau | 24/4/2007 21:54 ]
  25. insan
    ya hayrandır sana, ya düşman
    ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun
    ya bir dakka bile çıkmazsın akıldan...

    çürüksüz ve cam gibi berrak bir kış günü
    sımsıkı etini dişlemek sıhhatli, beyaz bir elmanın
    ey benim sevgilim, karlı bir çam ormanında nefes almanın
    bahtiyarlıgına benzer seni sevmek

    kim bilir, belki bu kadar sevmezdik birbirimizi
    uzaktan seyredemeseydik ruhunu birbirimizin
    kim bilir felek ayırmasaydı bizi birbirimizden
    belki bu kadar yakın olmazdık birbirimize...

    gün iyiden iyiye ışıdı artık
    tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık.
    sevgilim, sanki seninle yüz yüze geldim birdenbirde:
    aydınlık, alabildigine aydınlık...
    [dolores | 29/4/2007 14:11 ]
  26. / 3